Ana SayfaMagazin‘Reyting peşinde koşma kaygım yok’

‘Reyting peşinde koşma kaygım yok’

‘Arda’nın Mutfağı’nda 12 sezonu geride bırakan Arda Türkmen, “Reyting peşinde koşma kaygım yok. Mütevazı şekilde devam etmeye çalışıyorum” diye konuştu.

Senem Aydın – Arda Türkmen, yiyecek-içecek sektöründe insanların en çok güvendiği isim… ‘Türkiye’nin En Güvenilir Ünlü İsimleri’ listelerinde de üst sıralarda yer alan Türkmen, “Üzerimde baskı oluşturacak bir sorumluluk hissetmiyorum. Rahat bir insanım, yaptığım işe de güvendiğim için bunun boş bir tarafı yok” diyor. Arda Türkmen’le Ramazan Bayramı vesilesiyle buluştuk, Kanal D’de ekrana gelen programlarını, Melodi Elbirliler’le mutlu evliliğini ve projelerini konuştuk.  

Ramazan boyunca ‘Arda’nın Ramazan Mutfağı’yla ekranda oldunuz. Nasıl geçti? 

Biz her sene ‘Arda’nın Ramazan Mutfağı’nı yapıyoruz. Çünkü izleyiciden ciddi bir talep oluyor. Ramazan’da insanların en büyük derdi, bugün ne pişirsem? Evde kurulan iftar sofraları için herkes alternatif bir şeyler arıyor. 

‘Arda’nın Mutfağı’nda kaç yılı geride bıraktınız? 

‘Reyting peşinde koşma kaygım yok’

12’nci sezonu bitiriyoruz. 

İzleyici sizi bırakmıyor, sırrınız nedir? 

Birkaç sebebi olduğunu düşünüyorum. Birincisi, sizin de gördüğünüz gibi rahat bir insanım. İkincisi, çalışkan olmakla alakalı. İnsan belli bir yerden sonra bu tempoda çalışınca yorulur, “Biraz durmak istiyorum” der. Bende herhalde o durma dürtüsü yok. Üçüncüsü, yıllar içinde izleyiciyle iyi bir bağ kurduk. Doğru bildiğim yolda çalışmaya ve üretmeye devam ediyorum. Biz aslında 10’uncu sezonu yapıp, altın yılda bırakalım diye düşünmüştük. Fakat hem kanalımız hem de izleyici devam ettirmemizi istedi. İyi ki yapmışız. İyi reytingler alarak devam ediyoruz. 

Hiçbir zaman reyting peşinde koşup, takipçimi nasıl artırırım kaygısı taşımadınız sanırım…  

Hiç… Bu benim yaptığım hiçbir işte yok. Restoranda da insanlar buraya daha çok gelsin diye müzik koyayım, özel kampanyalar yapayım diye düşünmüyorum. Ben iyi hizmet vereyim, yaptığım işi iyi anlatayım, bunların boş olmadığını yemeğimle göstereyim ve insanlar takdir eder diyorum. Televizyon programında da aynı… İyi içerikler üreteyim, düzgün bir şekilde anlatayım, yaptığım işe saygı duyayım ve o saygı da ekrandan karşı tarafa geçsin diyorum. Diğer türlü bir saman alevi gibi parlar ve sönersin. Benim reyting peşinde koşma kaygım yok. Mütevazı şekilde devam etmeye çalışıyorum. 

Güvenirlikle ilgili bir araştırmada yine üst sıralarda yer aldınız. İnsanların sizi güvenilir bulması nasıl hissettiriyor?  

İyi hissettiriyor. Çünkü ben televizyonda yaptığım hiçbir tarifi denemeden yapmıyorum. Biliyorum ki insanlar kendi ekonomik bütçelerinden bir parça ayırıp, o tarifleri deniyor ve tutmadığı zaman da mutsuz oluyor. O yüzden tarifi deniyorum, tam reçetesine oturttuktan sonra televizyonda paylaşıyorum. Bu çarpı 2-3 mesai demek ama onun karşılığında da bu güven duygusunu oluşturuyorsunuz. Son araştırma özel bir kurumun yaptırdığı bir araştırma, orada bu sene de en tepede çıkmışım. Yani insanların marka algısı olarak yiyecek-içecek sektöründe en çok güvendiği ve fikir lideri olarak takip ettiği insanım. 

‘Reyting peşinde koşma kaygım yok’

Bu baskı yaratıyor mu? 

Üzerimde baskı oluşturacak bir sorumluluk hissetmiyorum. Çünkü dediğim gibi ben rahat bir insanım, yaptığım işe de güvendiğim için bunun boş bir tarafı yok. Bende sadece verdiğim sözü tutamamak, randevuma geç kalmak baskı yaratır. Alttan birileri gelecek, bizi alaşağı edecek endişesini de taşımıyorum. Aksine diyorum ki, ne kadar çok insan gelirse, sektörde pasta o kadar büyür. Daha çok insanı teşvik edelim istiyorum.  

Pandemiden en çok etkilenen sektörlerden biri yiyecek-içecek oldu. Şu an durum nasıl? 

Ben bu kadar hızlıca toparlayacağını öngöremiyordum. Döndükten sonra gördük ki insanlar sosyalleşmeyi çok özlemişler ve dışarıda yemek yemek istiyorlar. Yeni açılan mekanlara ilgi duydukları gibi, eski alışkanlıklarını da devam ettiriyorlar. O yüzden pandemiden sonra hızlı ve iyi başladı diyebilirim. Ama şu bir gerçek ki, mevcut ekonomik koşullarda müşteri çok daha ayırt edici ve daha iyi hizmetin, iyi yemeğin peşinden koşuyor. Harcadığı paranın hakkını alacak işler istiyor. Biz de onu verdiğimiz için çok şükür hareketli devam ediyoruz. 

Bodrum’daki yeni yerinizi ne zaman açacaksınız? 

Haziranın başı gibi yetiştireceğiz inşallah. Bu konsept Bodrum’a taşınıyor. Orada küçük bir otel işletmesini de aldık. 25 odalı, Mükellef Gümüşlük diye bir müessese açıyoruz. Aynı zamanda önündeki bahçesi ve deniz kenarındaki restoranı ile Mükellef Karaköy’de servis ettiğimiz yemekleri orada da servis etmeye devam edeceğiz.  

‘Reyting peşinde koşma kaygım yok’

Ekran için gündeminizde yeni projeler var mı? 

Yaz ekranı için ünlülerle olan programı biraz daha geliştirmek istiyoruz. Yine eğlenceli ve yemekli bir konsept… ‘Arda ile Omuz Omuza’da insanlar ünlülerin hiç bilmediği yönlerini görüp, çok eğleniyorlardı ama bunu biraz geliştirmek lazım. O program dört sezon oldu çünkü. ‘Arda’nın Mutfağı’, 15 sezon da gider çünkü orada bir bilgi, içerik veriyorsunuz. Diğerinde eğlence veriyorsunuz, eğlenceyi de geliştirmek lazım. 

‘Bayramlarda seyahat etmeyi sevmiyorum’

Bayramlar sizin için ne ifade ediyor? 

Biz çok çekirdek bir aileyiz. Anne, baba ve ben. Bayramlarda hep aile büyüğümüzün evinde bir araya gelirdik. Hâlâ mümkün olduğunca herkes İstanbul’daysa ailece bir araya gelmeyi seviyoruz. Kalabalık aile sofrasının ne kadar kıymeti olduğunu hissediyorsun. 

Bu bayramı nasıl geçireceksiniz?  

Bu bayram İstanbul’dayız, bir plan yapmadık. Yine bir aile sofrası kurulur. Bayramda boşalan İstanbul’un keyfini çıkarırız. Bayramlarda seyahat etmeyi sevmiyorum.  

İleride çocuklarınızın bu gelenekleri devam ettirmesini ister misiniz? 

Çok isterim. Nesiller değiştikçe bir sürü değer yargılarının farklılaştığını görüyorum. Bir gün çocuğum olursa mutlaka bunları aşılamaya çalışırım. 

‘Babamın açtığı yolda devam ediyorum’

Babanız da yiyecek-içecek sektöründe çalışmış. Onun açtığı yolda ilerlediğinizi söyleyebilir miyiz? 

Ben çocukken babamı çok örnek alırdım. Bu sektöre girmemi heveslendiren de oydu. O dönemden bu döneme çok farklı dinamikler gelişti. Bunlara adapte olup, başarmış olmaktan çok mutluyum. Eminim o da görse başarımla gurur duyardı. Çevremizdeki insanlar hep aynı şeyi söylüyor, “Baban işinde çok iyiydi, sen onu da geçtin” diyor. Açtığı yolda aynı başarıyla devam ediyor olmak mutlu ediyor. 

Hep iddialı mıydınız? 

Çocukluğumdan beri böyleyim.  

Girişimci ruhunuz çocukluktan geliyor yani… 

Evet. Rahmetli babam 28’li yaşlarında Tarabya’da balık lokantası açmış, bir senede batmış. O yüzden bana genç yaşlardayken çok nadir öğüt verirdi. Tek verdiği öğüt de, “Aman oğlum müteşebbis olma. Bizim aile beceremiyor bu işi” oldu. Ben de gözümü açtım açalı girişimciyim. Çok az profesyonel olarak çalıştım, hep kendi işimi yaptım. Üniversite yıllarında öğrenci servis taşımacılığı ihalesine girdim ve kazandım. Yaptığım her işi çok ciddiye alırım. Limon da satsam en iyi limonu ben satarım. 

‘Reyting peşinde koşma kaygım yok’

‘Melodi ile birbirimizi özgür bırakıyoruz’

Evlendikten sonra hayatınızda neler değişti? 

Hiçbir şey değişmedi. Açıkçası ben hayatım boyunca evliliği çiftleri baskılayan ve kısıtlama gerektirecek bir yapı olarak görmedim. Melodi ile de birbirimizi özgür bırakıyoruz. Ortak bir sürü şey yapıyoruz ama birimizin yaptığı hobi diğerini tatmin etmiyorsa o kendi başına yapsın istiyoruz. Çiftler birbirini kısıtlayıp, “Sen onu yapamazsın, bunu yapamazsın, bensiz olmaz” derse bir yerden sonra illa sıkıntı çıkıyor. Birbirine saygı duymayı annem ve babamdan öğrendim. Bence ilişkinin temeli de saygı.  

Eşinizle birlikte neler yapmaktan keyif alırsınız? 

İkimiz de yemeyi içmeyi seviyoruz. Bir sürü farklı yere gidip, ufak tefek şeyleri deneyimlemeyi seviyoruz. Daha sakin tatilleri birlikte yapmayı seviyoruz. Onun dışında normal bir evlilik hayatı olarak devam ediyor. 

Evde yemekleri kim yapıyor? 

Ben yapıyorum (gülüyor). Evde çok oturmuyoruz açıkçası. Ben sabah 6.00-6.30 gibi çıkıyorum, akşam kaçta dönersem… Evde olduğum zamanlarda ben yapıyorum. Yemek işi bende. Ama hiçbir zaman mecburiyetten yapılan ya da zulüm gibi gördüğüm bir şey olmadı. Keyif alıyorum.  

Baba olmak istiyor musunuz? 

İstiyorum. Bu işler biraz da kısmet biliyorsun. Çocukları kendimi bildim bileli çok severim. Ve ilginçtir çocuklarla diyaloğu da çok iyi olan biriyim. 

Melodi Elbirliler ile aranızdaki yaş farkı da çok konuşuldu… 

17-19 yaş diye yazanlar oldu. 12 yaş farkımız var. Normal bir fark. Çıkan haberlere gülüp geçiyoruz. 

‘Sebat etmek önemli’

Arda Türkmen, “Fark yaratmak isteyen gençlere neler tavsiye edersiniz?” sorusuna, “Sebat etmelerini tavsiye ederim. Çünkü sabırlı olmadan ve çalışmadan çok az kişi bir şey elde ediyor” yanıtını verdi.

Pandemide İstanbul turu

İzmirli eşi Melodi Elbirliler’le pandemide İstanbul turu yapan Arda Türkmen: “Rumeli Feneri, Balat, Suriçi… Bütün oraları gezdirdim. Yol konusunda da İstanbul’a hakimim, taksici gibiyim.”

Önceki HaberAçılışta bir arada
Sonraki HaberNefes kesti!
İLGİLİ HABERLER

POPÜLER GÜNDEM