Ana SayfaMagazin‘Güldürmek için küfrü tercih etmedik’

‘Güldürmek için küfrü tercih etmedik’

‘Tamirhane’ filmiyle vizyonda olan Bülent Şakrak ile Erkan Kolçak Köstendil, “Güldürmek için küfrü tercih etmedik” dedi.

Sercan Kısmet İki kuzen Bülent Şakrak ile Erkan Kolçak Köstendil, ‘Tamirhane’ filminde buluştu. Projenin yönetmenliğini Köstendil üstlenirken, Şakrak ise hem senaristliğinde hem de başrolünde yer aldı.  Bir araya geldiğimiz Şakrak ve Köstendil’le projelerini konuştuk.

Pandemi sonrası sinemaların açılması nedeniyle bu sezon birçok film vizyona girdi. İnsanlar ‘Tamirhane’yi neden tercih etmeli?

Bülent Şakrak: İnsanlar öncelikle sinemaya gitmeli. Bizim filmimiz özelinde söylemek gerekirse; çok çalıştık ve gönülden yaptık. İzlemeye ve görmeye değer bir film. Tabii ki bir kısmı hayale dayalı ama içinde gerçek unsurlar da bulunuyor.

Erkan Kolçak Köstendil: Pandemi zamanında gıda dışında bir harcama yapmadık. Sinema tutkunları ise pandemi döneminde, evlerini salona çevirdi. Televizyonu büyütüp, sinema sistemleri aldı. Sinema ise artık, evlerle yarışacak duruma geldi. Ama tiyatro, konser ve sinema gibi etkinlikler insanların ruhuna iyi geliyor. Halkımız ‘Tamirhane’ye gitmezse bile, başka filme gitsinler ki sektörde hareketlilik olsun.

Konu itibarıyla bu film 8-10 bölümlük bir dizi de olabilirmiş. Neden sinema filmi olarak tercih ettiniz?

B.Ş.: Bu zaten eski bir öykü. 7-8 yıldır aklımızdaydı. Bunu hep tartıştık. “Tiyatro oyunu olsun” fikri bile ortaya çıktı. Filmin devamı olur mu, bilmiyorum ama istediğimiz ve hayalini kurduğumuz başarıyı yakaladığımız zaman, bu işleri yapmaya devam edeceğiz.

‘Güldürmek için küfrü tercih etmedik’

Filmin sonu devamının müjdesini veriyor. ‘Tamirhane’nin serisi olur mu?

B.Ş.: Filmin sonunu, devamı gelecek diye yazmadım. Aklımda hep böyle son vardı.

E.K.K.: Biz sete çıkarken, ağız birliği yapmış gibi, “Bunun devamını çekmeyeceğiz. Böyle bitecek” diyerek, başladık. Ama sette geçirdiğimiz eğlenceli zaman sonrasında, “Devamını çekelim” isteğini ortaya çıkardı. Salondan çıkan seyircinin, bulmacayı çözmeye çalışması gibi, böyle son yaptık. Filmin sonu aslında belli, sadece seyirciye çözdürmek üzerine bir şey denemek istedik. 

İki kuzenin projesi… Her halde tam bir aile filmi diyebiliriz…

E.K.K.: İkimizle de sınırlı değil. Rıza Kocaoğlu akrabamız olabilir. E-Devlet’ten soyağacını araştıracağım, “Akraba çıkar mıyız?” diye bakacağım. Nejat Abi’yle (İşler) ilk çalıştığım zaman reji asistanıydım. Çok uzun zamandır tanıyorum ve seviyorum. Engin (Hepileri) ise beni konservatuara hazırladı. Bu projede kan bağı olarak ikimiz varız ama can bağı olarak kalabalık bir aileyiz.

B.Ş.: Merve (Dizdar) kız kardeşimiz gibi… Engin’le 20 senedir tanışıyorum. Zaten yıllardır hep bir aradaydık.

Yıllardır “Küfürle güldürülmez” polemiği var. Bu filmin sahnelerinde de küfür var. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?

B.Ş.: Bu durumdan rahatsız olanlar aslında küfüreden kişiler. Küfür hayatın her alanında var. Herkes bunu bonkörce kullanıyor. Biz filmde kullanınca neden tepki oluyor?

E.K.K.: Sete başlamadan önce yaptığımız toplantıda, “Komik olduğunu düşündüğünüz hiçbir sahnede küfüretmiş olmak için etmeyin. Sadece sinirle o anda ağzınıza gelirse edin” demiştim. O yüzden bizim sette küfür komedi unsuru değildi. Sinirlendikleri yerlerde kullandıkları oldu, o da beni hiç rahatsız etmedi. Güldürmek için küfrü tercih etmedik.

‘Güldürmek için küfrü tercih etmedik’

Bülent Şakrak: ‘Yönetmenlikte tahammülüm yok’

Yönetmenlik mi zor, oyunculuk mu?

E.K.K.: Tabii ki yönetmenlik zor. Oyuncuyken iki problemin var; “Niye erken geldim?” ve “Ne zaman gideceğim?” Oyuncuyken sadece kendin için kostüm provasına gidiyorsun ama yönetmen olduğun zaman herkesin provasına katılıyorsun.

B.Ş.: Biriktirdiğimiz hikâyelerimiz var. Erkan’a, “Tamirhane bittikten sonra diğer işte yönetmenliği ben deneyeyim. Bana öğret” demiştim. Setin ilk haftasında Erkan’ın yanına gidip, “Yönetmenlikle işim olmaz” dedim. Yönetmenlik sabır işi, ben de o tahammül yok. Erkan’ın herkesi bir arada tutma becerisi var.

Senaristin kendi filminde oynaması nasıl?

E.K.K.: En büyük dezavantaj o… (Gülüyor) Filmi çektiği için mutlu olduğunda, bazı sahnelerde yanına gidip, “Bu sahne öyle değil; neden gülüyorsun?” dediğimde, bana, “Filmi çekiyoruz işte” karşılığını verdi. Ama Bülent sette, “Artık bu iş benim değil; ben bir fikirle geldim. Proje hepimizin” demesi işimizi kolaylaştırdı.

B.Ş.: Hiç karışmadım ama çok sabote ettim.

Erkan Kolçak Köstendil: Bu iş denge meselesi

Bu tür filmlerde çok doğaçlama olduğu söylenir. Bu filmde de oldu mu?

B.Ş.: Her şeyden önce Rıza vardı. (Gülüyor) Bir sürü sahneyi baştan yazdı. Oyuncu olarak sahnelerde coşmak istersin. Orada ise yönetmenin müdahale etmesi gerekir. Disiplinli insanlarla çalıştık, o yüzden yorulmadan bitirdik.

E.K.K.: Bunu her sahnede yapamazsınız. Bazı sahnelerde yapılabilir. Bu iş denge meselesi… Her sahnede yapılırsa, özünü kaybedersiniz. Biz dengeyi güzel kurduk.

İLGİLİ HABERLER

POPÜLER GÜNDEM