Ana SayfaSporAra Gözbek yazdı: "Eski aşklar masallarda yaşar: Cristiano Ronaldo"

Ara Gözbek yazdı: “Eski aşklar masallarda yaşar: Cristiano Ronaldo”

Portekizli futbolcu Cristiano Ronaldo ile Manchester United’ın yolları ayrıldı. Spor yazarı Ara Gözbek, bu ayrılığı değerlendirerek “Cristiano Ronaldo’nun Manchester United’a dönmesi tamamen bir hata olduğunu düşünüyorum” dedi.

İngiltere Premier Lig ekibi Manchester United, Portekizli futbolcu Cristiano Ronaldo’nun sözleşmesinin karşılıklı olarak feshedildiğini açıkladı. 

Spor yazarı Ara Gözbek ayrılığı şöyle değerlendirdi:

“Bazen bazı insanların yolları kesişir, bazen ise birleşir. İkisi birbirinden çok farklıdır. Yol aldığınız sokak “çıkmaz sokak” değilse ve yani kat ettiğiniz yolu geri dönmek mecburiyetinde değilseniz aynı dört yol ağzından iki kez geçme ihitmaliniz yok. Çünkü iki ayrı sokak sadece bir kez kesişebiliyor. Cristiano Ronaldo meselesini aslında Manchester United’dan ayrılma noktasından değil, Manchester’a ikinci kez geri dönme hikayesi üzerinden incelemek gerekiyor. 

Güzel ve klişe başlıklar atmak kolaydır ve havalıdır. Dünyanın her yerinde de bu böyledir. Çünkü bunun alıcısı, müşterisi çoktur. Satabilirsiniz bunu. “Return of the king” yani “Kralın dönüşü” veya “No place like home” yani “insanın evi gibisi yok”. Şu bile yazarken çok havalı oluyor klavyenin başında. Ama hayatın gerçekleri, hayatın içinde yaşadıklarımız her zaman sinema filmi adları gibi olmuyor ne yazık ki. 

Süper Baba dizisini şimdiki gençler belki hatırlamaz. Fiko yani Fikret, İpek’e aşıktır. İpek ise bu aşkın ortasında heyecanları yüzünden Amerika’ya arkadaşı Sinan’a gider. Yıllar sonra döndüğünde ise hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. Çünkü Fiko, Deniz’i seviyordur artık. Fiko’nun hayatında biri olmasaydı dahi yeniden İpek’le bir araya gelme ihtimali olmayacaktı. Çünkü Fiko, İpek’i kendisi terk edip gittiği için asla affetmeyecekti. Ama burada almamız gereken asıl detay şurası; birisi gittiğinde ve geri döndüğünde hiçbir eskisi gibi olamaz. Çünkü giden kişi nasıl bir yolculuğa çıktıysa ardında kalan, bıraktığı kişi de teknik olarak aynı yerde olsa bile yaşam yolculuğu da devam etmiş oluyor. Hiçbir şey bıraktığımız gibi olamaz. Spor dünyası da böyle biraz. Ne yazık ki eski aşklar masallarda yaşar. 

Cristiano Ronaldo, röportajında Manchester United’ın bıraktığı gibi olduğunu ve hiçbir gelişim kat edemediğini söylemesi aslında tamamen yanlış bir söylemdir. Cristiano Ronaldo davasında tamamen haklı aslında benim nezdimde ama ortaya konan argüman tamamen yanlış. Manchester United, Ronaldo ayrılırken dünyanın en elit 2 veya 3 takımından biriydi. “Büyük kulüp” kültürüne ve dolayısıyla reflekslerine sahipti. Geri dönüp yeniden buluştuğu bu kulüp artık o bıraktığı Manchester United değil ki. Çok açık konuşalım, Manchester United bu düşüş hikayesi başlı başına bir belgesel konusu olmalıdır, hatta üzerine sinema filmleri yapılmalıdır. 

Konuyu tamamen Manchester United üzerinden yazmak ve okumak istemiyorum çünkü yazımızın merkezinde Cristiano Ronaldo var. Ama Manchester United’ın düştüğü bu durum ile ilgili bir iki kelam etmek gerekirse şunları sorabiliriz; şu an yaşadığınız şehre bir bakın, örneğin İstanbul’a. Bir zamanlar gördüğünüzde hayran kaldığınız kocaman binaları artık fark edemediğiniz olmuyor mu? Daha büyük binaların yapılması da o mevcut binanın fark edilemez kılıyor olabilir. Okul yıllarımızda alışık olduğumuz sınıfta, sınıfa yeni güzel bir kız öğrencinin katılması gibi bir durumdur bu biraz. Herkesin ilgi odağı tamamen değişir. Premier Lig’in de son yıllarda yaşadığı kentsel dönüşüm, eski binaların yerinde daha yeni, daha büyük, depreme dayanıklı daha güçlü binaların yapılması eski mevcut binaların değer kaybetmesine neden olmuştur. Burada Manchester United’ın da ne kadar iyi yönetildiği tartışılmalıdır, yeni şehir planlamasına ne kadar uyum sağladığı sorgulanmalıdır. Çünkü bu “Cristiano Ronaldo meselesi” bile aslında Manchester United’ın “büyük kulüp” algısını tartışmamız gerekiyor. Çünkü büyük kulüplerin en önemli refleks örneği “kriz yönetimi”dir. 

Ronaldo – Bruno Fernandes olayı da bu işin gündeme oturması için biçilmiş bir kaftan gibi oldu. Açık konuşacağım; Bruno Fernandes ile Cristiano Ronaldo arasında tamamen kişisel bir mesele olabileceği ihitmali veriyorum. Çünkü çok basit anda, basit durumda “el sıkma – sıkmama – selam verme – selam vermeme” gibi bir hadisenin kolay kolay yaşanabileceği ihtimali vermiyorum. Spor dünyasında rakiplerin, hatta düşman sayılan insanların bile el sıkıştığı bir ortamda. Bu Portekiz Milli Takımı adına da çok büyük bir kriz sayılabilir. Ama unutmayalım ki, bir taraftan düşününce, takım içinde sporcular arasında bu tür hadiseler yaşanbiliyor, hatta kavgalar bile. 

Bu yazıyı Portekiz’in Gana maçı öncesinde yazmak istedim. Çünkü Portekiz’in olası havalı bir galibyeti durumunda medyada yeniden bir algı inşaatına başlanacaktır. Bu oluşturulabilecek algılardan tamamen bağımsız yazmak istedim bu yazıyı. 

Cristiano Ronaldo’nun Manchester United’a dönmesi tamamen bir hata olduğunu düşünüyorum. Bu transfer zamanında gerçekleştirdiğimde de bu görüşü bildirmiştim. Şimdi yeniden Real Madrid forması giyeceği konuşulduğu bir futbol ikliminde şunu altını çizerek belirtiyorum; Cristiano Ronaldo’nun yeniden Real Madrid takımına dönmesi daha da büyük bir hata olacaktır. Bruno Fernandes sadece aysberg’in görünen kısmı. Bunun üzerinden kültürel ve psikolojik unsurları dikkatlice fark etmemiz gerekiyor. Madrid’de de bazı oyuncular tarafından saygısızlıkla karşılaşabilecektir. Çünkü bir kere ayağa düştüğünüz, o girdabın içinden çıkmanız çok zor. Çünkü Cristiano Ronaldo artık Madrid’den ayrılan Cristiano değil. Yaşı 4-5 yaş daha ilerlemiş, eskisi kadar tabir-i caizse o dominant oyuncu değildir. Olası bu transferde müthiş beklentiler oluşacaktır ve istatistik olarak bile yine belirli bir düzeyin üzerinde performans koysa bile sahada “o adam” olamayacaktır. 

Cristiano Ronaldo gerçekten bir “meydan okuma” istiyorsa otobüsle ring yapıp aynı duraklara yeniden uğramak yerine kendine yeni bir yol haritası çizmesi gerekir. Belki başka bir lig, belki başka bir takım. Aynı beklentilerin oluştuğu değil, yeni beklentilerin oluşabileceği bir ikimde futbol oynaması gerekiyor. Çünkü aynı hikayeyi yeniden yazmak, aynı resmi yeniden kopyalamak bir sanat eseri değil, bir röprodüksiyon çalışması olarak tanımlanır.”

İLGİLİ HABERLER

POPÜLER GÜNDEM