AB, Ukrayna’ya silah yardımında kendi yasalarının etrafından nasıl dolandı?

AB, Ukrayna’ya silah yardımında kendi yasalarının etrafından nasıl dolandı?

Uluslararası hukuk, AB ülkelerinin Ukrayna’ya askeri yardım göndermesine olanak tanısa da AB hukuku, bu tür yardımlarda AB bütçesinin kullanılmasına engel teşkil ediyordu. Ukrayna savaşının patlak vermesinden tam 1 yıl önce, Avrupa Barış Finansmanı (EPF) oluşturuldu ve AB bu sayede, kendi yasalarının etrafından dolaşarak Ukrayna’ya milyonlarca dolar tutarında silah sevk etti. INTERPOL ve EUROPOL güvenlik örgütlerinin de dikkat çektiği üzere, söz konusu silahların bir kısmı bugün devlet dışı aktörlerin eline geçti.


Avrupa Birliği (AB) Konseyi
, Ukrayna savaşının patlak vermesinden tam dört gün sonra, 28 Şubat 2022‘de jet hızıyla, Ukrayna ordusuna 450 milyon avro tutarında “askeri yardım”
aktarılmasını öngören benzeri görülmemiş bir karar yayınlamış
ve bu kararla birlikte mevcut askeri yardımın miktarı iki katına
çıkarılmıştı. Bugün bu yardımların toplamı milyar dolarlarla ifade ediliyor. ABD merkezli bir ulusal güvenlik örgütü
olan Just Security‘nin yayınladığı rapora göre AB Konseyi, savaşın başından bu yana silah kontrolüne ilişkin katı çerçevesini gevşetti ve
bu durum, söz konusu silahların “istenmeyen devlet dışı
silahlı aktörlere aktarılması”
ve silahların kontrolüne
ilişkin küresel normların ihlal edilmesine yönelik tehlikeleri de
beraberinde getirdi

Rapora göre, BM Sözleşmesi’ndeki 51. madde
kapsamına giren “kolektif meşru müdafaa hakkı”,
münferit Devletlerin Ukrayna’ya sağlayacakları askeri yardıma
dayanak teşkil etmektedir. Ancak esas olarak, AB’nin bu tür
yardımları finanse etmesine yönelik özel yetkiler, Mart 2021’de
kurulan Avrupa Barış Fonu (EPF) ve 24 Aralık 2014 tarihli Silah
Ticareti Antlaşması’nda (ATT)
yer alan silah ihracatına ilişkin
değerlendirme kriterleri ile koşullandırılmıştır.

İşte, o rapordan satır başları:

Rusya’nın 24 Şubat 2022‘deki Ukrayna
işgalinin hemen ardından ABD, AB ülkeleri, İngiltere, Avustralya
ve Kanada, Ukrayna’ya büyük miktarda silah ve askeri ekipman sevk
etti. Milyarlarca dolar değerindeki bu silah ve ekipman, füzelerden
tanksavarlara, havan toplarından keskin nişancı tüfekleri ve
bombalara dek geniş bir skalaya yayılmakta.

ASKERİ YARDIMIN ANAHTARI: EPF

Uluslararası hukuk, AB ülkelerinin Ukrayna’ya
askeri yardım göndermesine olanak tanısa da AB hukuku, bu tür
yardımlarda AB bütçesinin kullanılmasını engellenmekte. Zira AB
Antlaşması’nın 41(2) Maddesi
, “AB fonlarının askeri ya da
savunma amaçlı operasyonlardan kaynaklanan harcamalar için
kullanılmasını”
yasaklamakta. Bu noktada ise silahlı
çatışmaya giren üçüncü bir devlete askeri yardım sağlamak
üzere Mart 2021’de oluşturulan, bütçe dışı, Avrupa Barış
Finansmanı (EPF)
devreye girmekte.

EPF’nin ilk olarak, Afrika’daki Sahel bölgesi “barışı
koruma”
operasyonları ve Mozambik‘teki AB misyonunda
kullanılması öngörülüyordu, ancak “kuruluşundan 12 ay
sonra, Rusya ile büyük ölçekli bir uluslararası silahlı
çatışmada Ukrayna’yı desteklemek üzere kullanılacağı”

öngörülemezdi. EPF, AB Konseyi’nin Ukrayna’ya askeri yardım
sağlama konusundaki yasal yetkilerini önemli ölçüde genişletti
ve “çatışmada, normal şartlar altında mümkün olabilecek
potansiyelinden çok daha büyük bir rol oynadı.”

AP tarafından yayınlanan bir brifing notuna
göre EPF’nin esas amacı, AB bütçesinin kullanımına ilişkin
kısıtlayıcı kuralların etrafından dolaşmak ve AB adına
ortaklaşa yürütülen faaliyetleri finanse etmek üzere bütçe
dışı fonlar oluşturmaktı.

“AHLAKİ
GÖREV…”

Silah sevkiyatları sonrası oluşabilecek
riskleri kontrol edebilmek adına, EPF’ye yardımcı nitelikte bir
belge olan Entegre Metodolojik Çerçeve (IMF) oluşturuldu. AB Ortak
Tutumunda belirtilen detaylı kriterlerin aksine, “IMF kamuya
açık bir belge değildir.”
EPF Kararının 56(3) Maddesi AB
Ortak Tutumunda ortaya konan “ilkelere saygı gösterilmesini”
gerektirirken IMF, “silah ihracatının çatışma riskine göre
değerlendirilmesini”
şart koşmaktadır.

Bu noktada; hak ihlallerine ilişkin hesap
verebilirlik, transfer edilen varlıkların uygun ve verimli
kullanımı, “silahların yalnızca amaçlanan ulusal silahlı kuvvetler
alıcıları”
tarafından kullanılması, bakım ve eğitim
gereklilikleri, sevkiyat sonrası kontroller (teslimat doğrulaması,
envanter raporlaması, takip kontrolleri ile yerinde ziyaretler) gibi
önlem ve düzenlemeler göz ardı edilmekte ve önemli yasal
boşluklar oluşmaktadır.

Rapora göre, “AB’nin Ukrayna’ya yönelik silah
sevkiyatları, AB Ortak Tutumuna ilişkin standartları
karşılamamaktadır”
ve söz konusu sevkiyatlar, çeşitli politik
argümanlar çerçevesinde, “ahlaki bir görev” olarak
tanımlanmaktadır. AB dış politika şefi Josep Borrell de
Guardian’a yaptığı, bu savı teyit eden bir açıklamasında, “Bir
tabu daha yıkıldı: Avrupa Birliği’nin savaşta silah sağlamadığı
tabusu”
ifadelerine yer vermiştir.

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ve AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell Kiev’de

RİSK DEĞERLENDİRMESİ

AB’nin 24 Şubat’tan bu yana Ukrayna’ya yaptığı
askeri yardım, “AB’nin Ukrayna’ya Yardım Kararı”
uyarınca yapılmıştır. Söz konusu karar çerçevesinde
gerekçeler kısa tutulmuş, mevcut silah kontrol yasaları
kapsamında değerlendirmeler yapılmamış, insan hakları ve
uluslararası hukuka dair detaylı izleme veya takip yükümlülükleri
yerine getirilmemiştir.

AB Ortak Tutumunun üçüncü kriteri olan “silahlı bir çatışmayı şiddetlendirmek” özünde, silahların
teslim edileceği ülkede “mevcut silahlı çatışmaları
‘şiddetlendirecek’ veya ‘uzatacak’ askeri teknoloji ya da teçhizat
için ihracat lisansı vermeyi reddetmektedir.”

Silahların teslim edileceği ülke olan
Ukrayna’da açıkça uluslararası bir silahlı çatışma
yaşanmaktadır ve bu noktada, AB silahlarının bu “çatışmayı
şiddetlendireceği”
pek ala iddia edilebilir. Ayrıca
savaşın bu aşamasında Ukrayna ordusuna silah tedariki, Rusya’yı
durdurma beklentilerini karşılamanın aksine, “Rusya ile silahlı
çatışmayı uzatma ve şiddetlendirme potansiyeli”
de taşımaktadır.
Bunun da ötesinde, “bölgede uzun süreli bir silahlanma yarışı ve
ağır silahlı devlet dışı grupların ortaya çıkması”
da genel
riskler arasındadır.

Nazi bayraklı Azov Taburu askerleri, Ukrayna

Bu çerçevede, silahların Ukrayna’daki mevcut
çatışmayı “şiddetlendireceği” veya “uzatacağı”
yönünde bir değerlendirme yapılması halinde, “AB’nin Ukrayna’ya
askeri yardım sağlamaktan vazgeçmesi”
gerekecektir.

SİLAHLARIN, ‘İSTENMEYEN’ AKTÖRLERİN
ELİNE GEÇMESİ

AB Ortak Tutumunun yedinci kriteri olan, “Silahların istenmeyen son kullanıcılara yönlendirilmesi” açıkça
sevk edilen silahların, hedeflenen alıcı konumunda olan Ukrayna
ordusundan sapma riskini ele almaktadır.

Bu durumda en az üç olasılık gündeme
gelmektedir: (1) Rusya’nın, Ukrayna güçlerini yenmesi ve silahları
ele geçirmesi (2) Ukrayna ordusuna sağlanan ve vatandaşlara
dağıtılan hafif silahların saptırılma riski ve (3) Mevcut
savaşın Ukrayna genelinde konvansiyonel olmayan bir savaşa
dönüşmesi halinde çok çeşitli “istenmeyen” milis
grupların silahları ele geçirme riski.

Yedinci kriter, ihracat lisanslarının
“yalnızca nihai varış ülkesinde nihai kullanıma ilişkin
güvenilir ön bilgiye dayalı olarak verileceği”
yönündeki
5. madde gerekliliği ile desteklenmektedir. Yedinci kriter ve 5.
madde, silahların yalnızca Ukrayna ordusu tarafından
kullanılacağına ve sapma riski taşımadığına dair güvenilir
bir güvence olmadığı durumlarda, “Ukrayna’ya silah ihracatının
reddine”
işaret edebilir. AB’nin Ukrayna’ya ilişkin karar alma
mekanizması, Ukrayna’ya gönderilen silahların sapabileceğine dair
riskleri kabul etmelidir.

SAVAŞ SUÇLARI

AB Ortak Tutumunun ikinci kriteri ise doğrudan
“Ukrayna’nın işlediği iddia edilen savaş suçlarıyla”
ilgilidir ve silahların nihai varış ülkesinde insan hakları ve
uluslararası hukuka saygı gösterilmesini şart koşmaktadır. Bu
durumda “üye devletler, ihraç edilecek askeri teknoloji veya
teçhizatın uluslararası hukukun ciddi şekilde ihlal edilmesine
aracılık edebileceğine dair açık bir risk varsa ihracat
lisansını reddedecektir.”

Ukraynalı gönüllüler, Kiev yakınlarındaki bir tesiste silahlarını teslim alıyor

Son günlerde ortaya çıkan, “Ukrayna
ordusunun Rus savaş esirlerine karşı savaş suçu işlemiş
olabileceğine dair inandırıcı iddialar”
, Ukrayna ordusuna
tedarik edilen silahların uluslararası hukuk ihlallerine aracılık
ettiğine dair açık bir risk oluşturmaktadır. Ancak münferit
savaş suçları tek başına yeterli değildir. Yani, bir silahlı
çatışma sırasında az sayıda münferit hak ihlali yaşanması, o
ülkeye silah ihracatının yasaklanmasını tetiklemeyecektir.

Bununla birlikte, Ukrayna’da savaş suçları
işlendiğine dair çok sayıda iddianın ortaya çıkması halinde,
AB silah politikasının kriter iki ile uyumu tehlikeye girer ve
yeniden gözden geçirilmesi gerekir.

Önceki HaberTrabzonspor’da Abdullah Avcı’nın tek hedefi gol
Sonraki HaberFarah Zeynep Abdullah hakkında 2 yıl 4 aya kadar hapis istemi