İran, Hürmüz Boğazı çevresindeki adaları askeri üslere dönüştürerek gemi geçişlerini denetleyen bir kontrol ağı kurdu, tanker rotalarını kendi koridorlarına yönlendirdi ve fiilen “kapı bekçisi” rolü üstlenerek küresel enerji trafiği üzerinde stratejik üstünlük sağladı.
- İran, Hürmüz Boğazı çevresindeki yaklaşık 19 adayı askeri üs haline getirerek radar sistemleri, hava pistleri, füze bataryaları ve deniz unsurları konuşlandırdı.
- Hürmüz Boğazı’ndan geçen gemileri denetleyen bir sistem kuran İran, bazı tankerlerden geçiş ücreti talep etmeye başladı ve gemi rotaları İran kontrolündeki dar koridorlara yönlendirildi.
- Dünya petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 20’sinin geçtiği Hürmüz Boğazı’nda tanker geçişleri büyük ölçüde durma noktasına geldi.
ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a yönelik başlattığı saldırılarla tırmanan savaşta Hürmüz Boğazı, en kritik cephelerden biri haline geldi. İran’ın boğaz çevresindeki adalarda kurduğu askeri yapı, küresel enerji trafiği üzerinde belirleyici rol oynuyor.
The Wall Street Journal’ın analizine göre İran, Hürmüz Boğazı çevresindeki küçük adaları yıllar içinde askeri üslerle donatarak stratejik bir kontrol ağı oluşturdu. Bu durum, dünya petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 20’sinin geçtiği boğazın yeniden açılmasını da zorlaştırıyor.
BOĞAZDA KRİZ DERİNLEŞTİ
Savaş öncesinde küresel ekonominin en önemli geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı’nda, İran’ın kontrolünü artırmasıyla tanker geçişleri büyük ölçüde durma noktasına geldi. Tahran yönetimi, bölgedeki hakimiyetini güçlendirerek deniz trafiğini yönlendirmeye başladı.

ADALAR “SABİT UÇAK GEMİLERİ”NE DÖNÜŞTÜ
WSJ’ye göre; İran, Hark, Keşm ve Ebu Musa başta olmak üzere yaklaşık 19 adayı askeri üs haline getirdi. Bu adalarda radar sistemleri, hava pistleri, füze bataryaları ve deniz unsurları konuşlandırıldı. Bu yapı sayesinde İran, boğazdaki dar geçiş hatlarını kontrol eden kritik noktalarda etkinlik sağladı.

ABD VE İSRAİL HEDEF ALDI
Savaşın ilk aşamalarında ABD ve İsrail, İran’ın askeri kapasitesini zayıflatmak için hava saldırıları düzenledi. Bu saldırıların hedeflerinden biri de İran petrol ihracatının büyük bölümünün yapıldığı Hark Adası oldu. Ancak saldırılara rağmen enerji tesislerinin büyük ölçüde ayakta kaldığı ve tanker yüklemelerinin sürdüğü belirtildi. İlerleyen süreçte ise Larak Adası ve Keşm hattı gibi doğrudan boğaz kontrolünü sağlayan noktalar ön plana çıktı.

İRAN “KAPI BEKÇİSİ” KONUMUNDA
Analistlere göre İran, boğazdan geçen gemileri denetleyen bir sistem kurarak bazı tankerlerden geçiş ücreti talep etmeye başladı. Denizcilik verileri de gemi rotalarının değiştiğini ve İran kontrolündeki dar koridorların kullanılmaya başlandığını gösteriyor. Bu gelişmeler, İran’ın fiilen Hürmüz Boğazı’nda “kapı bekçisi” rolü üstlendiği yorumlarına yol açtı. İran’ın bölgedeki hakimiyetinin temellerinin ise 1971 yılında Ebu Musa ve Tunb adalarına asker çıkarmasıyla atıldığı ve bu tarihten itibaren kontrolünü kademeli olarak güçlendirdiği ifade ediliyor.
HÜRMÜZ’ÜN GELECEĞİ BELİRSİZ
WSJ analizine göre Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması savaşın en kritik aşamalarından biri olacak. Ancak bunun ya diplomatik bir anlaşmayla ya da askeri bir operasyonla mümkün olabileceği değerlendiriliyor. ABD’nin bölgeye amfibi çıkarma kapasitesine sahip birlikler sevk etmesi ise bazı adaların kontrol altına alınmasının gündeme gelebileceğine işaret ediyor.

